BAŞKENT ÖĞRETMEN EVİNDE ASIRLIK DOSTLAR BULUŞMASI

    Elli yıl önce Erzurum Lisesi’nden mezun olan “Asırlık Dostlar” grubu, Başkent Öğretmenevinde anlamlı bir konferans için buluştu. Mezunlar, buluşma için öğretmenlerini de davet ettiler.
    14 Eylül 2019 Cumartesi günü Ankara’da buluşan Erzurum Lisesi mezunları geleneksel hale getirdikleri bu buluşmaları için önce Ata’nın huzuruna, Anıtkabir’e gittiler. Mezunlar adına bilgi veren Ebubekir Şen: Biz bu buluşmaları önce Erzurum’da mezun olduğumuz lisede yaptık. Daha sonra İstanbul’da ve İzmir’de buluştuk. Bu gün de Ankara’dayız. Ancak bu gün bizim için çok önemli çünkü topluca Anıtkabir’i gezip, Atamızın huzurunda saygı duruşunda bulunduk. Daha sonra Başkent Öğretmenevinde araştırmacı-yazar arkadaşımız Mehmet Dağıstanlı’nın Türkiye’nin her köşesinde verdiği konferansı dinledik, dedi.
    Milli Mücadele’yi araştıran, bu toprakların vatan olmasında kanlarını döken, şehit ve gazi olan binlerce Kuvacı vatanseverlerin hayatları romanlaştıran araştırmacı yazar Mehmet Dağıstanlı, bu sefer de Ankara- Başkent Öğretmenevinde, “Milli Mücadele Yılları ve Fatma Seher’den Kara Fatma’ya “ konulu slayt gösterileri eşliğinde bir konferans verdi
    Dağıstanlı Kocaeli, Sakarya, Bursa, Balıkesir, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunda milisleriyle görev alan fakat sonradan adı unutulanlar listesine geçen Erzurumlu Üsteğmen Kara Fatma’nın destanlaşan hayat hikâyesini slayt eşliğinde anlattı. Bu yönüyle dünyada eşi benzeri olmayan bir kahraman olduğunu, 25 Yunan askerini esir aldığını, General Trikopis’le görüştüğünü, asıl adının Fatma Seher olduğunu ‘Kara Fatma’ lakabının Atatürk tarafından verildiğini belirtti.
    Tüm salonu dolduran Erzurum Lisesi mezunlarının yanında,  konferansı Ankara’dan duyup da, gelen seyirciler arasında Ankara ERDEF Erzurum Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Murat ÇATAKÇI, yönetim kurulu üyeleride katılım sağladı.
    Konferansta Milli Mücadeleye katılan fakat isimleri unutulan Halime Çavuş, Ayşe Çavuş, Kılavuz Hatice, Gördesli Makbule, Çete Ayşe, Emir Ayşe Efe, Çalırcalı Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe, Seyit Onbaşı tek tek anıldı. Bağımsızlık Savaşına Kocaeli, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, İzmir cephelerinde milisleriyle beraber katılan Üsteğmen Kara Fatma’nın olağanüstü hayat hikayesi, bütün seyircileri hem onurlandırdı, hem sevindirdi hem de gözyaşı döktürdü.
    Asıl ismi Fatma Seher olan bu yiğit direnişçinin eşi Yüzbaşı Derviş Bey Sarıkamış’ta şehit olur.  İstanbul, İngilizler tarafından işgal edilince, o günün zor şartlarında Sivas’a gider. Mustafa Kemal Paşa Sivasta’dır ve kongre hazırlığı yapmaktadır. Fatma Seher, Paşa ile görüşür ve görev ister. Paşa, Fatma Seherin bu korkusuz, cesur, gözü kara oluşundan dolayı ona ‘Kara Fatma’ diye hitap eder ve bir pusula yazarak İstanbul’a gönderir. Kara Fatma oğlu Seyfettin, 12 yaşlarındaki evlatlığı Fatma; kardeşleri Mehmet Çavuş, Deli Sülo; arkadaşları Laz Tahsin, Topkapılı Pire Mehmet, Zeynep, Ayşe isimli milisleriyle 480 kişiyi  bulan müfrezesini kurar ve bölgede sivil halka kan kusturan Rum ve Ermeni çetelerle çatışmaya girer.
    Dağıstanlı konferansında Kara Fatma’nın Anadoluya silah sevkiyatı yaptığını, yakalandığını, 19 gün esir kaldığını, işkence gördüğünü ama konuşmadığını, öldü diye bırakıldığını, daha sonra intikamını aldığını, 25 Yunan subayını esir aldığını, ikinci esaretinde Yunan Generali Trikopis ile karşılaştığını, ününün bütün Anadolu’da ve Yunan askerleri arasında duyulduğunu, evlatlığı Fatma’nın parmaklarını şarapnelin parçaladığını, kendisinin de göğsünden, kolundan, ayağından ve vücudunun her yerinden yara aldığını anlattı.
    Kara Fatma, düzenli ordu kurulduktan sonra bölük komutanı olmuştur.
    Balkan, Sakarya, İnönü, Dumlupınar, Başkomutanlık Muharebeleri’ne  katılan Üsteğmen Kara Fatma için Dağıstanlı konferansında, ‘Eline silahı alıp yanında kızı, oğlu ve kardeşleriyle bütün vatan topraklarında işgal güçlerine karşı direnen dünyada tek kadın kahraman!’ olduğunu iddia etti.
    Cumhuriyet kurulduktan sonra köşesine çekilir. Kendisine layık görülen İstiklal Madalyasını alır, göğsüne takar; fakat  yaptığı hizmetlerden dolayı bağlanan emekli maaşını: ‘Ben, bütün mücadeleleri vatanım ve milletim için yaptım, bir beklentim yok!’ diyerek  maaşı Kızılay Kurumuna bağışlar.
    Hayatının son günleri yalnızlık, yoksulluk içinde geçen Üsteğmen Karar Fatma bir ara Beyoğlu’nda Rus Manastırı denilen yerde kalır. 1954 yılında TBMM kendisine emekli maaşı bağlar. Hastadır, hastalığı artar Darulaceze’ye kaldırılır. 1955 yılı Temmuz ayında rahmetli olur.